Nedir bu böyle herkesin dilinde aynı kelime. Büyüyünce yaparım, büyüyünce olur, büyüdüğümde ne olacağım, büyüdüğüm zaman seçerim….. Tamam büyüdüğümüzde olacaksa olsun. Ama biri de çıkıp açıklasın. Nedir bu büyüme? Bir insan ne zaman büyür ki? Ne zaman büyüdüğünü anlar ki? Ya da o kadar kolay mı büyümek? Hemen oluyor mu, sancısı, yükü geçiyor mu? Yoksa hep kalacak mı böyle bükecek mi sırtımızı?
Şunu da söylesin o biri: sırtımızda görünmeyen bir yük olmuş büyümek. Hemen geçecek mi yükü, sancısı?
Hiç kimse cevaplamayacak belli ki. Öyleyse ben söyleyeyim. O biri bugün ben olayım. Bir faydası olur mu bilmem sizlere. Fakat bildiğim bir şey var ki bu sancıda da yükte de yalnız değilsiniz. Sadece kendiniz sırtlıyormuşsunuz bu yükü gibi çekiyormuşsunuz gibi bu sancıyı hissedip karalar bağlamayın. Hepimiz biriz bu konuda. Ve söylüyorum cevabı öyleyse: Geçmeyecek. Ama güzel haber şu ki hafifleyecek. Büyümenin getirdiği o zorluklarla baş etmeyi öğreneceğiz. Belli bir kuralı, formülü yoktur bunun. Herkes kendi hayat yolculuğunda kendi geçtiği yollardan çıkarttığı derslerle öğreniyor. Ve bir de bakmışsınız ki o zorluklar hafiflemiş.
Hep aileniz, sevdikleriniz yanınızdayken yapabildiğiniz birçok şeyi artık kendiniz yapabilmeye başlamışsınızdır mesela. Düştüğünüzde artık dizinizi kendiniz sarıyorsunuzdur. Hasta olduğunuzda bir tas çorbayı kendiniz pişiriyorsunuzdur. Ya da koşup terlediğinizde sırtınıza bezi kendiniz koyuyorsunuzdur. Faturalarınızı kendiniz ödüyorsunuzdur. Harçlıklarınızı kendiniz kendinize veriyorsunuzdur. Çünkü bir işiniz vardır artık. Belki ailenizin de sizinle birlikte büyüdüğünü farkına varmış onların yaşlandığını fark etmişsinizdir. Arkadaşlarınızdan herkesin kendi yoluna gittiğini fark etmiş, kimisinin evlendiğini, kimisinin çocuk sahibi olduğunu, yeni mezun olduğunu, işe başladığını, başka şehre gittiğini yaşamışsınızdır. Ve sonra herkesin ömrünüz boyunca hayatınızda kalamayacağını fark etmiş yolunuza birkaç arkadaşınızla devam etmeye başlamışsınızdır.
Eskiden hep bir arada olabildiğiniz sevdiklerinizle artık uzun zaman sonra bir arada olabiliyorsunuzdur. Çünkü herkes kendi hayat yolculuğunda büyümeye çalışıyordur o sırada. Ve siz de eski bayramları, kahkahalarla güldüğünüz eski anıları özler belki çektiğiniz fotoğraflara bakıyor o anıları yeniden yaşamak istiyorsunuzdur. Ve bir arada olacağınız zamanları iple çekiyorsunuzdur artık. Artık eskisi kadar tartışmaya girmezsiniz. Kendinizi uzun uzun açıklamak yerine sadece anlattığınız kadarını anlayanları dikkate alırsınız. Belki de onlarla yolunuza devam edersiniz.
Yalnızlığı sevmeye başlarsınız mesela. Kendinizle vakit geçirirsiniz. Belki yürüyüşe çıkar, adımlarınızı dinlersiniz. Belki müzik dinler, kendi melodinizi söylersiniz. Ya da belki kitap okur, kitaptaki kahramanlarla yolculuğa çıkarsınız.
Yediğinize, içtiğinize dikkat eder oldunuz. Bir günde kaç litre su içtiğini hesaplayan o büyüklere dönüştünüz. Spor yapmaya başladınız. Siz dışarıda yürümekten bile zorluk duyarken çevrenizde büyük bir iradeyle spor yapan, şaşırdığınız o kişilere dönüştünüz.
Mezun oldunuz. Gelecek kaygısı, kariyer yükü ile karşılaştınız. Bir işe başladınız. Her sabah aynı saatte kalktınız. Yağmur çamur demeden otobüse, metroya, taksiye yetişmeye çalıştınız. Uçağınız rötar yaptı, toplantılarınızı erteletmeye çalıştınız. Online toplantılar gerçekleştirdiniz. Artık bir günlük tatili bile özler oldunuz. Yıllık izinleri, resmi tatilleri bekler oldunuz.
Hayat arkadaşınızı buldunuz ve evlenmeye karar verdiniz. Bir süre sonra çocuk sahibi oldunuz belki de. Artık hayatınızda sadece siz değil, eşiniz ve çocuğunuz da var oldu. Ve artık sadece çalışan bir kişi değil, bir annenin babanın oğlu değil bir eş bir baba/anne rolünüz de oldu.
Kayıplar yaşadınız belki. Hayatın en acı yüzüyle o zaman karşılaştınız. Kahkahalarınız bir anda gözyaşlarınıza dönüştü. Kimse söylemedi ki bize, size hayatın bir anda yerle bir edebileceğini. Hazırlamadılar ki bizi. Ne olduğunu anlayamadan kaybettik birini, birilerini belki de.
Ve tebrikler. Büyüdünüz.
Belki yavaş yavaş oldu. Belki de hiç beklemediğiniz bir anda oldu. Fakat o yükle o sancıyla başa çıkmayı öğrendiniz ve büyüdünüz. Çocukluk hep bitti mi? Tabi ki hayır. İçinizdeki çocuk hala içerde, orada. Siz ne zaman bu büyümüş halinizle ona izin verirseniz o da o zaman dışarı çıkacak.
Ve anladınız ki büyümek, meğer dünyanın tüm renklerini aynı anda görebilme cesaretiymiş. Aynı gün hem kahkahayı hem gözyaşını kucaklayabilmekmiş. Sırtımızdaki o görünmez yük, aslında hayata bıraktığımız izlerin, göğüslediğimiz fırtınaların ve sevdiğimiz insanların toplamıymış. Evet, heybemiz biraz ağır; ama içindeki yaşanmışlıklar bizi biz yapan en değerli hazinemiz artık. Unutmayın, ağaçlar da büyürken rüzgâra karşı direnir, kabuk değiştirir ve canı yanar; ama ancak o sancıdan sonra meyve verir. Siz de kendi mevsiminizde çiçek açtınız. Şimdi arkanıza yaslanın ve getirdiğiniz tüm yüklerle birlikte, kendi gökyüzünüzde kanat çırpmanın tadını çıkarın.



