Toplum & Kültür

Düşeni Kaldırmak ve Düşmüşü Olanı Kaldırmanın Psikolojisi

İnsanların yardım etme motivasyonlarını Sosyal Değişim Teorisi çerçevesinde ele alan bu yazı; anlık ve planlı yardım davranışlarının arkasındaki sosyal normları, ego tatminini, kişisel çıkarı ve vicdani rahatlama güdüsünü sorgular.

by Muhammed İkbal Çete, Psikolog

Dinle

Yolda normal bir şekilde giderken üstü başı yırtılmış, perişan haldeki biri yere yığılırsa ne yaparsınız? Aynı şekilde sizin gibi giyinen, hatta daha iyi durumda görünen biri yere düştüğünde ne yaparsınız? Bir başka hipotez olarak, bir kafede oturuyorsunuz ve yanınıza sizin gibi giyinmiş biri geliyor ve yardım istiyor ya da para dileniyor; veya üstü başı yırtık, durumu perişan biri geliyor ve sizden para dileniyor. Kime para vererek yardımda bulunursunuz?

İlk hipotezimizde yapılan sosyal deneylerde insanların çoğu zaman, birden yola yıkılan kötü görünümlü birinden ziyade kendileri gibi görünen kişilere anlık yardımda bulunduğunu görmekteyiz. Bu durum, insanların tanıdık ya da kendilerine benzer kişilere karşı daha empatik davranma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Diğer hipotezde ise kendi deneyimlerimden hareketle bazı çıkarımlarda bulunacağım.

İnsan, varoluşundan bu yana hemcinsleriyle etkileşimleriyle hayatta kalmayı başaran, gelişen ve sosyal yaşamını evrilen bir pozisyonda olmuştur. Bu komün yaşamın en temel dinamiği ise iletişim ile gelen yardımlaşma çalışmalarıdır. İnsan, etkileşim içinde olduğu kişilerle hem duygusal hem fiziksel olarak yardım verme ve yardım alma zorunluluğuna sahiptir. Biyolojik olarak her zaman tam gelişemeden doğan insan, gerekli bakımlar ve destekler verilmezse hayatta kalamaz. Bu da insanı diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biridir.

Yardımlaşma faktörü bu kadar ön plandayken, evrilen dünyanın getirdikleri yardımlaşma davranışlarımızı sorgulamaya itmektedir. Herkesin birbirini tanıdığı bir kasaba veya köy yaşamında, yardımlaşma normunu meydana getirmenize gerek var mıdır? Her gün karşılaştığınız ve konuştuğunuz ya da konuşmasanız bile konuştuğunuz kişilerin arkadaşı, yakını olarak tahmin ettiğiniz birine hasım değilseniz, yardım etmek üzerinde konuşulması gereken ek bir norm değildir. Ancak, kimsenin birbirini tanıyamayacağı modern kapital şehir hayatlarında bu durum geçerli olmayabilir. Yardımlaşmak, ideal ve düşünceler ile inşa edilmesi gereken bir norm olmak zorundadır. Çünkü hiç tanımadığım, görmediğim bir kişi yardıma ihtiyacı olduğunda neden yardımda bulunayım ki?

Birisine neden yardım edersiniz? Yardım ettiğiniz kişinin gün gelir size de yardım edeceğini düşündüğünüz için mi, yoksa yardım etmediğinizde kişinin arkanızdan neler söyleyeceğinden ve yayacağından korktuğunuz için mi? Belki de mutlu olmak ve vicdanınızı rahatlatmak için yardım ediyorsunuzdur. Ya da, öldükten sonra inandığınız dinden beklentilerinizin karşılanması için mi yardım edersiniz?

Sizlere George Homans ve Peter Blau gibi sosyal bilimciler tarafından geliştirilen Sosyal Değişim Teorisinden bahsetmek istiyorum. Bu teori, bireylerin sosyal etkileşimlerinde maliyet ve kazanç analizleri yaparak hareket ettiklerini savunur. İnsanlar yardım etme davranışında da kazançlarını maksimize etmeye ve maliyetlerini minimize etmeye çalışır. Yardım ettiklerinde bir karşılık beklerler; bu karşılık maddi veya manevi olabilir, örneğin gelecekte yardım almayı ya da toplumsal onay ve takdir kazanmayı umabilirler.

Yardım etmenin iki yönü insan davranışlarında öngörülmüştür. Birincisi, durum odaklı gelişen anlık yardım etme davranışı ve ikincisi, hedeflenen yere planlı şekilde gerçekleştirilen yardım etme davranışıdır.

Planlı yardım davranışları stratejik ve organize şekilde gerçekleştirilir. Bu tür yardımlar, bağış kampanyaları veya düzenli gönüllülük çalışmaları gibi uzun vadeli amaçlara yönelik olarak yapılır. Planlı yardımlarda bireyler, toplumsal faydayı artırmayı veya kişisel tatmin ve manevi ödülleri hedeflerler. Bu davranışlar, sosyal değişim teorisi kapsamında kazançları maksimize etmek ve maliyetleri minimize etmek amacıyla gerçekleştirilir.

Anlık yardım davranışları ise karşılık temelli gelişen yardım davranışları olarak görülebilir. Herhangi bir dini inanç beklentiniz olmadığını varsayarsak, sokakta giderken yanınızda sizin gibi veya sizden daha iyi görünen birine yardıma koşma davranışınızın motivasyonu ne olabilir? Bu motivasyonları; sosyal normlar, kişisel çıkar, üstünlük ego tatmini veya mutluluk ve vicdani rahatlama olarak sıralayabiliriz.

Sosyal norm değerleriniz yüksekse ve “başkaları ne der” diyerek yaşıyorsanız, bir kişi yere düştüğünde harekete geçmezseniz, kendinizi birden o kişiyle birlikte çevrenizdeki insanların odak noktası olarak bulabilirsiniz. Herkesin size bakıp yardım etmenizi beklediğini hissedersiniz. Toplumsal normlar, sizi dışlanmadan ve yadırganmadan harekete geçmeye zorlayabilir.

Kişisel çıkarlar da yardım davranışınızı etkileyebilir. İyi görünümlü ve maddi olarak iyi durumda görünen birine yardım ederek kendinize bir dost edinme fırsatı yaratmak isteyebilirsiniz. Kadınsanız hayatınızın aşkıyla tesadüfi bir karşılaşma umabilirsiniz, erkekseniz flört edebileceğiniz yeni biriyle tanışabilirsiniz.

Üstünlük ve ego tatmini de yardım davranışlarını tetikleyebilir. Kendinizi her halinizle yardım edebilecek üstünlükte görüyorsanız, size eşdeğer birine yardım ederek benliğinizi farklılaştırıp üst egoya tırmanabilirsiniz. Bu tür davranışlar, kendinizi daha üstün ve güçlü hissetmenizi sağlayabilir.

Son olarak ise hayatın anlamını mutluluk ve vicdanda arayıp, kendinizi karşılıksız hareket eden iyilik meleği olarak tanımlayabilirsiniz. En büyük motivasyonunuz ise başkalarından kendinizi melek olduğunuzu hatırlatacak davranışlar yapmanızdır. Bu dünyada herkes çıkarcıdır ve siz çok farklısınızdır. Anlam dünyasında gezindiğinizi düşünür, herkesin gözü önünde bu farklılığınızı dile getirirsiniz.

Tüm bu motivasyonlar, insan davranışlarının karmaşıklığını ve yardım etme davranışının arkasındaki farklı etkenleri göstermektedir. Yardım etme eylemi, kişisel inançlar, sosyal normlar, ego tatmini ve karşılık bekleme gibi çeşitli faktörlerin bir kombinasyonu ile şekillenir.

Aslında tüm bunlar empati ile özdeşleşmektedir. Hiç tanımadığımız kişiler özelinde anlık yardım davranışlarımızda sokakta giderken tüm iş yoğunluğumuz arasında birden birisi yardıma muhtaç duruma düştüğünde yardım edeceğimiz kadar birinin şanslı olması için o kişinin bizleri yansıtan durumların içinde olması gerekmektedir. Yani yardımda bulunduğunuz kişinin karşılık olarak sizlere bir şeyler verebiliyor olması gerekmektedir.

Maddi yardım isteyen insanlara bakıldığında ise tam tersi bir durum geçerlidir. İyi görünümlü bir kişiye daha az yardım edilir. Çünkü bu durum, anlık yardım ve planlı yardım arasında bir denge oluşturur. Anlık olarak gelişen yardımlarda karşılık beklenmezken, bu yardım davranışları genellikle üstünlük ve egosal tatminle ilişkilidir. Bunun aksini iddia edenlere, kaç kişinin böyle bir kişi gördüğünde o kişinin evine kadar gidip sadece para vermekle kalmayıp genel yardımda bulunduğunu sorabiliriz. Üstünlük ilkesinde empati yoksunluğu görülürken, karşılık ilkesinde yüksek empati vardır. Anlık yardım edilmesi gereken kişi, sizin gibi (orta sosyoekonomik seviyede, örneğin) bir durumdaysa, onda kendinizi bulabileceğiniz pek çok ortak nokta vardır. Karşıdaki kişi özne olduğu için, çıkar alışverişi de yapılabilir. Oysa düşük seviyeden biri varsa, ona fiziksel yardımda bulunmanız sizin üst ego anlayışınızı zedeler. Bu nedenle, o kişiye sadece anlık olarak geçiştirici bir yardımda bulunarak enerji tasarrufunuzu korursunuz ve egosal tatminliğinizi yaşarsınız.

3. Fotoğraftaki deneyde ise, evsiz görünümlü biri dileniyor görünürken, insanlar durup para verdikleri sırada dilenen adamın aslında para dağıttığını ifade etmesi ile bununla karşılaşanların öfkesinden bu durumu anlayabiliriz. Kimse evsiz birinden para almayı kendine yedirememiş, karşılıksız gibi görünen yardım davranışları ters bir durum ile karşılaşınca ego, turnusol kağıdı gibi kendini belli etmiştir.

Planlı yardım ise, toplumsal normlarda yer edinmek için yapılan eylemlerdir. Sahip olduğunuz enerjinizi sizden alt seviyede olan kişiler için harcar ve bunu gönüllü olarak yaparsınız. Bu çalışmaların karşılığının para olmaması önemlidir çünkü anlam odaklı geliştirdiğiniz bu çalışma bilinciniz içinde hayatınızda karşılık olarak yaptığınız pek çok çalışmadan farklı konumda olduğunu hissettirerek sizleri rahatlatır. Karşılıksız yaptığınız yanılgısına kapılırsınız ve yine bu durum sizi üst insanlığa doğru yükseltir. Alt tabakadaki insanlara planlı şekilde yardımlarda bulunarak size öğretilen inanç değerlerini, normları yerine getirir ve kendinizi başkalarında daha pozitif görmeye başlarsınız. Mesele ise görünmek ve görünmemektir.

İnsan, kendi somut gerçekliğini aynada görürken soyut gerçekliğini insanlarda görmektedir. Herkes, olmak için dünyada bir şeylere koşturur, her inanç ise kendi olgusunun normunu oluşturup yayar. Bireyler, bu norma ne kadar yaklaşırlarsa o kadar olmaya yaklaştıklarını hissederler. Bunun ölçümünü ise diğer insanlar ile kurdukları iletişim ile yaparlar. Oysa bu bir yanılsamadır. Ayna, gerçekliğin sadece tek boyutunu gösterirken insan da insana sahip olduklarının etkilenmesini sadece yansıtır. Gerçeklik ise sadece tanrısal bir bakış açısına muhtaçtır. Çünkü bir romanın kahramanı kendi hikayesini yazan bir yazar olsaydı, yazılan sayfalar roman olamazdı. İnsan ise sonsuz romanlar arasında biricik hikayesini yaşayan, hiçbir evrensel güce yetkisi olmayan çaresiz bir varlıktır. Öyle de kalacaktır.

Kapanış ve Amaç

Bu yazıda, bireylerin yardım etme motivasyonlarını ve davranışlarını Sosyal Değişim Teorisi çerçevesinde ele aldım. Anlık ve planlı yardım davranışlarının arkasındaki sosyal normlar, kişisel çıkarlar, üstünlük ego tatmini ve vicdani rahatlama gibi motivasyonları tartıştım. İnsanların kendilerine benzeyen ya da farklı görünen kişilere yardım etme eğilimlerini ve bu davranışların arkasındaki olası nedenleri irdeledim. Modern toplumlarda yardımlaşma normlarının nasıl evrildiğini ve bu davranışların karmaşıklığını anlamaya çalıştım. Yardım etme eyleminin, bireylerin sosyal ilişkilerinde nasıl kararlar aldıklarını anlamamıza yardımcı olduğunu vurguladım. Bu yazı ile toplumsal etkileşimlerimizin dinamiklerini daha iyi kavramayı amaçladım.

İlgili Yazılar