Yardımcı Ölüm (MAID) uygulaması, özellikle psikiyatrik bozukluklar bağlamında, son yıllarda hukuki ve etik tartışmaların merkez noktasında yer almaktadır. Birçok ülkede, psikiyatrik hastaların MAID uygulamasından faydalanmasına ilişkin kararlar alınırken, bu kararların arkasında yatan bilimsel kanıtlar oldukça sınırlıdır. Psikiyatrik bozuklukların tedavi dirençli olarak nitelendirilebilmesi için gerçekten yeterli kanıt olup olmadığı sorusu, tıbbi profesyoneller arasında önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Yetersizlik (futility) kavramı, bir tedavinin hastaya hiçbir fayda sağlamayacağı inancını ifade eder. Ancak psikiyatrik bozukluklar söz konusu olduğunda, bu kavramın uygulanması oldukça karmaşıktır. Çünkü psikiyatrik tedaviler, fiziksel hastalıklar kadar objektif sonuçlar sunmaz. Hastanın öznel yaşantısı, tedaviye uyumu, sosyal destek sistemi ve birçok diğer faktör, tedavinin başarısını etkilemektedir. Dolayısıyla, bir tedavinin gerçekten futile olduğunu belirlemek için çok daha kapsamlı ve dikkatli bir değerlendirme gereklidir. Geri döndürülemezlik (irremediability) ise, bir hastalığın tedavi edilemez ve kalıcı olduğu anlamına gelir. Psikiyatrik bozukluklar için bu tanı da son derece sorunludur. Depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları ve hatta şizofreni gibi ağır psikiyatrik rahatsızlıklar da, uygun tedavi ve psikososyal müdahalelerle significant iyileşme gösterebilir. Geçmiş çalışmalar, psikiyatrik tedavilerin, özellikle kombinasyon halinde verildiğinde, yüksek başarı oranları elde edilebileceğini göstermektedir. Ayrıca, bir hastanın geçmişte tedaviye dirençli olması, geleceğe ilişkin tahminler yapamazken kullanılamaz. Psikiyatrik bozuklukların tedavi direçliği konusu da ayrı bir analiz gerektirmektedir. Tedavi dirençli depresyon gibi durumlar, kesinlikle zor ve zahmetli durumlardır, ancak bu durumlarda bile, ketamin terapisi, transkranyal manyetik stimülasyon (TMS) ve diğer yeni terapi yöntemleri umut verici sonuçlar göstermektedir. Hastalık gidişatı hakkındaki tahminlerin, hastaya sunulan tüm tedavi seçeneklerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine dayalı olması gerekir. Sonuç olarak, psikiyatrik bozukluklar bağlamında MAID uygulamasına karar verirken, yetersizlik ve geri döndürülemezlik kriterlerinin uygulanması için yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bu konudaki kararlar, daha kapsamlı araştırmalar, etik kurul görüşleri ve multidisipliner bir yaklaşım çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken hassas bir alandır.