Amerika Psikiyatri Birliği'nin son anketlerine göre, Amerikalılar güncel olaylar, iş güvenliği, finansal sorunlar ve gelecek hakkında kaygı yaşamaktadırlar. Bir bunalımın tam ortasında olmak (gerçek veya mecazi) kaygı hissetmeniz için yeterli değildir. Birçok kişi belirsiz veya belirli tetikleyicilerden kaynaklanan kaygı ile karşı karşıyadır ve bu durum uyku kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Kaygı ve uyku arasında güçlü bir ilişki vardır. Kaygı arttıkça, beyin uyku için gerekli olan rahat durumuna ulaşmakta zorlanır. Nörotransmitterler ve hormonlar arasındaki dengesizlik, kişiyi uyanık tutabilir ve tekrarlayan düşünceler uykunun başlamasını veya devam etmesini engeller. Bu kısır döngü, kişinin gece boyunca uyku kalitesinin düşmesine ve gündüz halsizliğine neden olabilir. Kaygı ile uyku sorununa karşı birçok etkili strateji bulunmaktadır. Ilk olarak, uyku ortamını optimize etmek önemlidir: oda sıcaklığı, ışık seviyeleri ve gürültü kontrol edilmeli, yatak ve yastıklar rahat olmalıdır. Bilişsel davranışçı terapinin uyku versiyonu (CBT-I), kaygıyla ilgili düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, meditasyon, derin nefes alma ve progresif kas gevşetme teknikleri kaygıyı azaltabilir. Beklenmedik kaygı atakları yaşıyorsanız, bunları yönetmek için spesifik teknikler kullanılabilir. Uyku öncesi rutini oluşturmak, kofein ve alkol tüketimini azaltmak, ve gece yarısı sosyal medya kullanımından kaçınmak uyku kalitesini iyileştirebilir. Fiziksel egzersiz de kaygıyı azaltmaya ve uyku kalitesini arttırmaya yardımcı olur, ancak uyku saatinden birkaç saat öncesine alınmalıdır. Kaygı ve uyku sorunları kronik hale gelirse, profesyonel yardım almak önemlidir. Uyku uzmanları, nörologlar ve psikiyatristler kaygıdan kaynaklanan uyku bozuklukları için kapsamlı tedavi planları oluşturabilirler. Bilişsel davranışçı terapi, ilaç tedavisi veya her ikisinin kombinasyonu etkili olabilir. Erken müdahale, sorununun daha ciddi bir hale gelmesini ve yaşam kalitesi düşüşünü önleyebilir.