Kardio-onkoloji, kanser hastalarının tedavi sürecinde ortaya çıkan kardiyovasküler komplikasyonları çalışan nispeten yeni bir tıp alanıdır. Özellikle kemoterapötik ajanlar, radyasyon tedavisi ve hedefli ilaçlar kalp kas hasarı, ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bu fiziksel zorlukların yanında, kanser tanısı ve tedavisi hastalar arasında depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu ve uyku sorunları gibi psikiyatrik belirtilerin gelişmesine yol açabilmektedir. Altı aydan fazla kanser tedavisi gören hastaların yaklaşık yüzde 30 ila 40'ında klinik düzeyde depresyon ve anksiyete gözlenmektedir. Bu psikiyatrik belirtiler, hastaların tedaviye uyumunu azaltabilir, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve tedavi sonuçlarını kötüleştirebilir. Aynı zamanda, depresyon ve kronik stres, oksidatif stres artışı ve enflamasyonun artması yoluyla kardiyovasküler sağlığı doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle, kardiyovasküler ve psikiyatrik durumların beraber değerlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Kanser hastaları çoğu zaman çoklu tıbbi sorunla karşı karşıya kalırlar: mevcut kardiyovasküler hastalık, kanser tedavisinden kaynaklanan kardiyotoksisite riski, ve psikiyatrik semptomlar. Bu durumda, sağlık hizmetlerinde disiplinler arası bir yaklaşım gerekli hale gelmektedir. Onkologlar, kardiyologlar ve psikiyatristlerin işbirliği yapması, hastaların kapsamlı ve etkili bir şekilde tedavi edilmesini sağlamaktadır. Kanser hastalarının psikiyatrik değerlendirmesi, tedavi planının bir parçası haline gelmelidir. Psikiyatrik semptomların erken teşhisi ve müdahale, kanser hastaları arasında mortaliteyi azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Bilişsel davranışçı terapi, diyaletik davranış terapisi ve psikofarmakolojik müdahaleler, bu hastaların psikiyatrik sorunlarının yönetiminde etkili olmaktadır. Ayrıca, yoga, meditasyon ve egzersiz gibi bütüncül terapi yöntemleri, hem kardiyovasküler sağlık hem de mental iyi olma üzerinde olumlu etki göstermektedir. Sonuç olarak, kardio-onkoloji ve psikiyatri alanlarının kesişimi, kanser hastalarının tedavisinde yeni bir perspektif sunmaktadır. Hastaların fiziksel ve mental sağlığının birlikte göz önüne alınması, tedavi başarısını artırmakta ve yaşam kalitesini iyileştirmektedir. Gelecekte, bu iki alanın daha yakından işbirliği yapması ve kanser hastalarının psikiyatrik ve kardiyovasküler ihtiyaçlarını karşılamak için entegre tedavi protokolleri geliştirilmesi önem taşımaktadır.